Pişkinlik almış yürümüş ama sebebi belli:
Tekel...
Yargı desen; yargılamayı geçtik sorgulamanın bile temellerini atamıyor.
Adalet mülkün temeliyse, annem, bizim mülkler çoktandır elalemin cebini dolduruyor.
Sonuç: Türk halkı kendine acımaktan, ayağa kalkıp kılını kıpırdatamıyor.
Diyeceğim Şu:
"Bu dallamaları biz başımıza getirdik" lafının saçma oluşu kadar böylesine klişeleşmiş olması da saçmadır.
Söyle söyle ama akıllanma, işte asıl sensin dallama.
27 Aralık 2011 Salı
BENİM GÜZEL DEVLETİM
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümeti açıklıyor:
Çalışmayana para yok, "çok çalış - az kazan" şiarımız budur.
Bu devlet sana bakamaz, sen devlete bakacaksın.
Milletvekili dediğin 2 yılda; memurun, işçinin 40 yılda yapacağı işin on milyar katını yapacaktır o yüzden emeklilik yaşı da maaşı da ona göre ayarlanır.
İçinde halk olmasa da devlet olur ama devletin olmadığı yerde halk olamaz.
Çalışmayana para yok, "çok çalış - az kazan" şiarımız budur.
Bu devlet sana bakamaz, sen devlete bakacaksın.
Milletvekili dediğin 2 yılda; memurun, işçinin 40 yılda yapacağı işin on milyar katını yapacaktır o yüzden emeklilik yaşı da maaşı da ona göre ayarlanır.
İçinde halk olmasa da devlet olur ama devletin olmadığı yerde halk olamaz.
23 Aralık 2011 Cuma
YE BENİ FRANSA
Yazılı tarihe güvenen bir insan değilim, kazılı tarih bana hep daha gerçekçi gelir.
Kürt sorunumuz peydahlandı yetmiyor bir de Ermeni sorunumuz var. "Biz"li "biz"li konuşuyorum ama bakın ben Türküm "biz"i değil o, daha çok burada yaşıyorum "biz"i. Çünkü milliyet, ırk gibi kavramları insanların yapaylığının bir göstergesi olarak karşılıyorum. Yani her duruma, her olaya önüme bir milliyet koymadan bakarım.
Türkiye gerçekten kanlı bir savaşla Türkiye olmuş. Gerekli-gereksiz, eksik-fazla bunlar tartışılabilir konular çünkü bırakın olayların oluşunun gerçekliğini, insanların uygulama konusundaki fikirleri değişik olabilir.
Şimdi; Avrupa son dönemlerde Asyadan, Afrikadan daha ileride görülüyor. Daha özgürlükçü, daha anlayışlı, yaşam kalitesi daha yüksek...
Peki gerçek ne; aslında bu tamamen bir PR çalışması. Belki de eziklik... Zamanında okültizm ile ilgilenen insanları, simyacıları ya da gerçekten büyücüleri acımasızca yakan toplumlar şimdilerde, ırklarını beğenmediklerini acımasızca dışlıyor, yargılıyorlar.
Fransa'nın sömürgelerine (hala bir ömürgesinin bile olması yeterince itici) yaptıkları, bırak sömürgeyi ülkesindeki çingenelere daha yeni yaptıkları tüm dünya tarafından biliniyor.
Bu son hamleleriyle ise düşünce özgürlüğüne büyük bir darbe vurarak, üstün ırkını açıklayan Hitler'den ve kendilerini bu dünyanın hakimi sanan Amerika'dan sonra Fransa da faşizmde tavan yapmış bulunuyor.
Biz yaşadığımız şu topraklarda bu özgürlüğün mücadelesini verirken, belki de örnek göstermeyi umduğumuz bir Avrupa Ülkesinin kendisini bu derece küçük düşürmesi akıl alır gibi değil.
Soykırım var ya da yok bilinmez ama bu dünyada herkesin bunu tartışmaya hakkı kesinlikle vardır.
Kürt sorunumuz peydahlandı yetmiyor bir de Ermeni sorunumuz var. "Biz"li "biz"li konuşuyorum ama bakın ben Türküm "biz"i değil o, daha çok burada yaşıyorum "biz"i. Çünkü milliyet, ırk gibi kavramları insanların yapaylığının bir göstergesi olarak karşılıyorum. Yani her duruma, her olaya önüme bir milliyet koymadan bakarım.
Türkiye gerçekten kanlı bir savaşla Türkiye olmuş. Gerekli-gereksiz, eksik-fazla bunlar tartışılabilir konular çünkü bırakın olayların oluşunun gerçekliğini, insanların uygulama konusundaki fikirleri değişik olabilir.
Şimdi; Avrupa son dönemlerde Asyadan, Afrikadan daha ileride görülüyor. Daha özgürlükçü, daha anlayışlı, yaşam kalitesi daha yüksek...
Peki gerçek ne; aslında bu tamamen bir PR çalışması. Belki de eziklik... Zamanında okültizm ile ilgilenen insanları, simyacıları ya da gerçekten büyücüleri acımasızca yakan toplumlar şimdilerde, ırklarını beğenmediklerini acımasızca dışlıyor, yargılıyorlar.
Fransa'nın sömürgelerine (hala bir ömürgesinin bile olması yeterince itici) yaptıkları, bırak sömürgeyi ülkesindeki çingenelere daha yeni yaptıkları tüm dünya tarafından biliniyor.
Bu son hamleleriyle ise düşünce özgürlüğüne büyük bir darbe vurarak, üstün ırkını açıklayan Hitler'den ve kendilerini bu dünyanın hakimi sanan Amerika'dan sonra Fransa da faşizmde tavan yapmış bulunuyor.
Biz yaşadığımız şu topraklarda bu özgürlüğün mücadelesini verirken, belki de örnek göstermeyi umduğumuz bir Avrupa Ülkesinin kendisini bu derece küçük düşürmesi akıl alır gibi değil.
Soykırım var ya da yok bilinmez ama bu dünyada herkesin bunu tartışmaya hakkı kesinlikle vardır.
20 Aralık 2011 Salı
BAŞ BAŞA
Bakın; bu ülkede tıpkı dünyanın her ülkesinde olduğu gibi, düşünce özgürlüğü vardır.
İstediğinizi düşünebilirsiniz. Düşüncelerinizde komünist, faşist, anarşist, satanist, nazist... her türlü -ist olabilirsiniz.
Ve fakat düşüncenizi eyleme dökmek ayrı iştir.
Oradaki düşünce özgürlüğünüz;
(aptal olduğunuz için) sizi yönetmesine ihtiyaç duyduğunuz kişilerin düşünceleriyle doğru orantılıdır.
Sözüm ona başınızda bir satanist varsa; istediğiniz kadar satabilirsiniz mesele değildir.
Başınızda bir asker varsa; istediğiniz kadar vatan-millet-sakarya üçlemesi kapsamına alarak, kelle avlayabilir, beğenmediğinizi uçurumdan sallayabilirsiniz.
Ve nihayet eğer ki başınızda muhafazakar, amerikan globalisti bir adam varsa o zaman da istediğiniz kadar kapanıp kapattırabilir, istediğiniz kadar tecavüz edebilir, istediğiniz kadar halk-öğrenci-memur dövebilir, istediğiniz kadar çalıp çırpabilir, istediğiniz kadar vs. vs.
Yani; başınızdan geçenler, başına gelenlerle doğru orantılı olmalıdır aksi taktirde hapis yatar, dayak yer, aç kalır, en nihayetinde bıkkınlıkla geberir gidersiniz.
İstediğinizi düşünebilirsiniz. Düşüncelerinizde komünist, faşist, anarşist, satanist, nazist... her türlü -ist olabilirsiniz.
Ve fakat düşüncenizi eyleme dökmek ayrı iştir.
Oradaki düşünce özgürlüğünüz;
(aptal olduğunuz için) sizi yönetmesine ihtiyaç duyduğunuz kişilerin düşünceleriyle doğru orantılıdır.
Sözüm ona başınızda bir satanist varsa; istediğiniz kadar satabilirsiniz mesele değildir.
Başınızda bir asker varsa; istediğiniz kadar vatan-millet-sakarya üçlemesi kapsamına alarak, kelle avlayabilir, beğenmediğinizi uçurumdan sallayabilirsiniz.
Ve nihayet eğer ki başınızda muhafazakar, amerikan globalisti bir adam varsa o zaman da istediğiniz kadar kapanıp kapattırabilir, istediğiniz kadar tecavüz edebilir, istediğiniz kadar halk-öğrenci-memur dövebilir, istediğiniz kadar çalıp çırpabilir, istediğiniz kadar vs. vs.
Yani; başınızdan geçenler, başına gelenlerle doğru orantılı olmalıdır aksi taktirde hapis yatar, dayak yer, aç kalır, en nihayetinde bıkkınlıkla geberir gidersiniz.
14 Aralık 2011 Çarşamba
HAMAM BÖCEKLERİ
13 yaşında bir kıza tecavüz ediliyor onlarca insan! tarafından,
dava rezillik.
Kadının biri tekme tokat dövülüyor, görüntüleri bütün televizyonlarda yayınlanıyor, her şey kabak gibi ortada,
dava rezillik.
Deniz Feneri
dava rezillik.
Listeyi uzatmak sadece ellerimi yorar.
Bağımsız yargı!
Demokrasinin açıklarıyla, içinde yaşadığımız topraklarda kol gezen adaletsizlik, yalan, dolan yetmezmiş gibi...
Yazın sıcağında, evimi talan eden hamam böcekleri, kışları yok olmuyorlar; evimin duvarlarının arasında, borularının içinde sinsice saklanıp çoğalıyorlar.
O böceklerle baş edebilirim ama ya diğerleri???
dava rezillik.
Kadının biri tekme tokat dövülüyor, görüntüleri bütün televizyonlarda yayınlanıyor, her şey kabak gibi ortada,
dava rezillik.
Deniz Feneri
dava rezillik.
Listeyi uzatmak sadece ellerimi yorar.
Bağımsız yargı!
Demokrasinin açıklarıyla, içinde yaşadığımız topraklarda kol gezen adaletsizlik, yalan, dolan yetmezmiş gibi...
Yazın sıcağında, evimi talan eden hamam böcekleri, kışları yok olmuyorlar; evimin duvarlarının arasında, borularının içinde sinsice saklanıp çoğalıyorlar.
O böceklerle baş edebilirim ama ya diğerleri???
Kaydol:
Yorumlar (Atom)