7 Ağustos 2012 Salı
İnandıklarını gerçeklemeye çalışmak yerine, gerçeklediklerine yani eylemlerine inansa insan, komplekslerinden ve pişmanlıklarından da sıyrılabilir belki.
Teori her zaman pratikten daha soylu olmuştur oysa insan düşünce ve kelimeler kadar soylu bir varlığa sahip değildir.
Hayatta kalma güdüsüyle varlığını sürdüren insan, o güdünün verdiği bencillikle bedenin arzularını ruhun algılarından üstün tutmuştur.
İnsan kendi ürettiği düşünceye varmayı hiçbir zaman başaramayacak kadar açtır. Dikkati dağınık, aklı hep karışıktır.
Sistemlerin, ideolojilerin kendi söylediklerinden çok çok uzakta biçimlere dönüşmesinin temel nedeni onu uygulamayı beceremeyen insandır.
İnsan inandığı dine; her kelimesi yazılı ve değişmez bir kitaba bile yetişemez. Onu evirir çevirir ve tam olarak kendi tatminine uygun hale getirir.
Sorun şu ki:
Çember büyüdükçe eylem daralır.
bu nedenle de ihtiyacımız olan şey çok iyi düşünülmüş / yazılmış sistemler yerine bireysel harekettir.
İnsan kendi varlığını her şekliyle tanımlamalı, kabul etmeli ve bunu korkusuzca yaşayabilmelidir.
Özgürlük; kafalara doldurulan ezberlere göre yaşamaya çalışmak değil, kendi gerçeklenmiş eylemlerine göre değişimi devam ettirmektir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)